İçinizdeki O Boşluk Hissi? Belki de Sizinle Başlamadı. Siz Henüz Ona Bir İsim Veremeden Önce Vardı.

İçinde derin bir boşluk hissettiğini söyleyen birçok insan, bunun nedenini belirli bir travmaya ya da yaşantıya bağlayamaz. Belki geçmişinizde büyük ve sarsıcı bir olay yaşanmadı. Ancak duygularınızı ifade etmenin güvenli olmadığı bir ortamda büyümüş olabilirsiniz. Fiziksel olarak yanınızda olan ama duygusal olarak size ulaşamayan bir ebeveyn… Ya da çok erken yaşta daha az yer kaplamayı, uyum sağlamayı ve ihtiyaçlarınızı geri plana atmayı öğrendiğiniz bir çocukluk…
Bu yaşantılar büyüdüğümüzde kendiliğinden kaybolmaz. Zamanla yetişkinliğimizin duygusal dünyasına yerleşir; kendimizi nasıl gördüğümüzü, başkalarıyla nasıl bağ kurduğumuzu ve içimizde bir şeylerin eksik olduğu hissini şekillendirebilir.
Bu çalışma, geçmişi suçlamak için değil; bugün hâlâ içinizde yaşamaya devam eden bu erken deneyimleri anlamak için onlara şefkatle yaklaşır. Bu erken deneyimlerin sonunda anlaşılabilmesi, anlamlandırılabilmesi ve ruhsal olarak işlenebilmesi için güvenli bir alan açar.

Belki Bu Satırlarda Kendinizden Bir Parça Bulacaksınız

Değişim Böyle Başlar

İçinizdeki boşluk hissi anlam kazanmaya başlar. Kendinizde bir eksiklik olduğunu düşünmek yerine, bu duygunun nereden geldiğini anlamaya başlarsınız.
Kendinizi suçlamanın yerine, kendinizi daha derinden almaya başlarsınız.
Kendinize karşı daha şefkatli olmayı ve kendi duygularınızla daha içten bir bağ kurmayı öğrenirsiniz.
Başkalarının onayına ihtiyaç duymadan, içinizde daha güçlü bir güven duygusu gelişmeye başlar.
Kendi bağlanma örüntülerinizi anladıkça, ilişkilerinizde kendinizi daha güvende hissetmeye başlarsınız.

Online Seans

Ilk Seans

90 Dakika

Sonraki Seanslar

60 Dakika

Sikça Sorulan Sorular

Evet. Aslında bu, bu çalışmanın en önemli noktalarından biridir. Çocukluk travması yalnızca büyük, dramatik ya da açıkça sarsıcı olaylardan oluşmaz. Bazen travmatik etki, daha sessiz ve süreklilik gösteren yaşantıların içinde şekillenir: duygusal olarak yeterince görülmemek, ihtiyaçlara duyarlı olmayan bir ebeveynle büyümek, duyguların özgürce ifade edilemediği bir aile ortamında yaşamak ya da kabul görmek için sürekli uyum sağlamak, kendini küçültmek ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak zorunda kalmak gibi. Bu tür erken dönem yaşantılar, çoğu zaman bilinçdışında derin izler bırakabilir. Dışarıdan bakıldığında belirgin bir “travma” görünmese bile, kişinin bugün ilişkilerinde, kendilik algısında, sınırlarında ve duygusal tepkilerinde etkisini sürdürebilir.
Kendi geçmişini zihinsel olarak anlamak ile onu duygusal olarak işlemek arasında temel bir fark vardır. Çoğu insan geçmişte ne olduğunu anlatabilir; ancak anlatabilmek, yaşananları gerçekten ruhsal olarak işlemek anlamına gelmez. Psikodinamik danışmanlık, erken dönem yaşantıların yalnızca konuşulup açıklanmasına değil, onlarla bağlantılı duyguların da fark edilmesine ve deneyimlenmesine alan açar. Böylece geçmişin taşıdığı duygusal yük yalnızca zihinsel olarak yeniden düzenlenmek yerine, zaman içinde anlamlandırılabilir, işlenebilir ve kişinin bugünkü yaşamı üzerindeki etkisi giderek azalabilir.
Bu korku son derece anlaşılırdır ve ciddiye alınmalıdır. Çalışma süreci, kişinin kendi sınırları ve hazır oluşu gözetilerek, dikkatli ve güvenli bir şekilde ilerler. Hiçbir konu zorla gündeme getirilmez ve kişi hazır olmadığı bir duygusal alana itilmez. Psikodinamik çalışmada amaç, geçmişte kaçınılmış ya da bastırılmış yaşantılara bir anda ve yoğun biçimde yönelmek değil; onlara kişinin taşıyabileceği ölçüde, yavaş ve kontrollü bir şekilde yaklaşmaktır. Çoğu kişi için, uzun süre kaçınılan duygu ve deneyimlerle güvenli bir çerçevede temas etmek zamanla bir rahatlama yaratabilir. Çünkü kaçınma, bastırma ve uzak durma da çoğu zaman kişinin ruhsal yaşamında kendi yükünü taşımaya devam eder.
Evet, değişmesi mümkündür. Psikodinamik danışmanlığın çoğu zaman en anlamlı farkı yarattığı alanlardan biri de tam olarak burasıdır. Uzun süredir devam eden içsel boşluk hissi, çoğu zaman yalnızca kişiliğin değişmez bir özelliği değildir. Bu duygunun bir kökeni, bir anlamı ve zaman içinde gelişmesine neden olan ruhsal dinamikleri vardır. Bazen bu boşluk; karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarla, bastırılmış duygularla, kayıplarla ya da kişinin kendisinin bazı yönleriyle bağını kesmek zorunda kaldığı erken dönem yaşantılarla ilişkili olabilir. Bu duygunun neden ve nasıl oluştuğu anlaşılmaya başlandığında, boşluk artık yalnızca “ben böyleyim” şeklinde yaşanmak zorunda kalmaz. Bir bağlam kazanır. Ve bağlamı olan bir ruhsal deneyim, zaman içinde anlaşılabilir, işlenebilir ve değişebilir.
Evet. Duygusal acı karşılaştırılabilir bir şey değildir. Burada belirleyici olan, yaşadıklarınızın dışarıdan bir gözlemciye ne kadar “ciddi” göründüğü değil; sizin o deneyimleri nasıl yaşadığınız ve onların iç dünyanızda nasıl bir iz bıraktığıdır. Erken dönem yaşantılar, kişinin kendisiyle, güven duygusuyla ve kendi ihtiyaçlarının ne ölçüde önemli olduğuyla ilgili temel inançlarının şekillenmesinde etkili olabilir. Bu nedenle, yaşananların büyüklüğünden çok, onların ruhsal olarak nasıl deneyimlendiği önemlidir. Kendi yaşantısını küçümsemek, “başkaları daha kötüsünü yaşadı” diyerek kendi duygusal deneyimini geçersizleştirmek de çoğu zaman üzerinde durulmaya değer bir örüntüdür. Çünkü kişinin kendi acısını hafife alması, bazen geçmişte öğrenilmiş bir kendini koruma biçiminin devamı olabilir.
Anıların bu çalışmanın temel malzemesi olması gerekmez. Bugün taşıdığınız örüntüler; başkalarıyla nasıl ilişki kurduğunuz, yakınlığa nasıl tepki verdiğiniz, sizi nelerin tetiklediği, hangi durumlarda kendinizi korumaya ihtiyaç duyduğunuz ve hangi duygulardan uzak durduğunuz, erken dönem yaşantılarınız hakkında önemli ipuçları taşır. Açık ve net çocukluk anıları olmasa bile, geçmiş çoğu zaman bugünkü ilişkilerde, duygusal tepkilerde ve kendini koruma biçimlerinde izlerini sürdürür. Psikodinamik çalışma, hatırlanmayanı zorla ortaya çıkarmaya değil, bugün ruhsal yaşamda mevcut olanı anlamaya odaklanır.
Psikodinamik danışmanlık, özellikle karmaşık ilişkisel travmalar taşıyan kişiler için anlamlı ve değerli bir çalışma alanı sunabilir. Erken dönem ilişkilerde oluşmuş yaraların, tekrar eden ilişki örüntülerinin, kendilik algısının ve bilinçdışı savunmaların anlaşılması bu sürecin önemli bir parçası olabilir. Bununla birlikte, belirgin dissosiyasyon, yoğun flashbackler ya da günlük yaşamınızı ciddi biçimde etkileyen başka akut travma tepkileri yaşıyorsanız, bu çalışmaya ek olarak lisanslı ve travma konusunda uzmanlaşmış bir ruh sağlığı profesyonelinden destek almak da önemli olabilir. Başlamadan önce kendi durumunuzu ve ihtiyaçlarınızı paylaşmanız, bu çalışmanın sizin için uygun olup olmadığını birlikte değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Hayır. Bu çalışmanın amacı travmatik yaşantıları ayrıntılı biçimde yeniden anlatmak ya da onları tekrar yaşamak değildir. Süreç, sizin hızınıza göre ilerler ve o anda duygusal olarak neyin taşınabilir ve uygun olduğuna dikkat edilir. Amaç geçmişe geri dönüp onu yeniden yaşamak değil; erken dönem deneyimlerin bugün üzerinizde bıraktığı izleri anlamak, bu yaşantıları ruhsal olarak bütünleştirmek ve onların bugünkü yaşamınız üzerindeki etkisini zaman içinde azaltmaktır. Geçmişi yeniden yaşamak ile geçmişin ruhsal etkilerini anlamak ve işlemek arasında önemli bir fark vardır. Psikodinamik çalışmada bu fark her zaman gözetilir ve kişinin sınırlarına saygı duyulur.